Suzan Sabancı'nın ismini açıklamadı, neden vazgeçtiklerini anlattı

Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı, 2004’te Türkiye’nin en büyük özel bankalarından biriyle birleşme planladıklarını ancak yüzlerce çalışanın işten çıkarılacak olması nedeniyle projeden geri çekildiklerini açıkladı.

Suzan Sabancı'nın ismini açıklamadı, neden vazgeçtiklerini anlattı

Suzan Sabancı, katıldığı bir televizyon programında bankacılık sektörüne damga vurabilecek bir birleşme girişimini yıllar sonra ilk kez anlattı.

Sabancı, 2004 yılında Türkiye’nin “kendileriyle hemen hemen eşit büyüklükte” çok büyük bir özel bankasıyla masaya oturduklarını söyledi.

Sabancı’nın verdiği bilgilere göre iki banka, güçlerini birleştirerek hem Türkiye’de çok daha büyük bir pazar payına ulaşmayı hem de Avrupa başta olmak üzere yurt dışında “Türk bankacılığının bayrağını” taşımayı hedefliyordu.

“150-180 şube kapanabilirdi”

Ancak projede insan kaynağı gerçeği ağır bastı. Sabancı, iki büyük bankanın birleşmesi halinde genel müdürlüklerde ve şubelerde aynı işi yapan çok sayıda personelin bulunduğunu, bunun da ciddi işten çıkarmalar anlamına geleceğini ifade etti.

“Belki o zaman 150-180 şubeyi kapatmak gerekiyordu. İnsanları işten çıkarmak gerekiyordu… Proje çok iyiydi ama insan boyutu bizi rahat ettirmedi.”

Sabancı, o dönemde bankacılığın bugünkü kadar teknoloji ağırlıklı olmadığını, insan gücünün çok daha belirleyici olduğunu vurguladı. Hem hissedarların hem de yönetim kurullarının sosyal sorumluluk boyutunu dikkate alarak projeden geri çekildiğini belirtti.

2008 krizi ve 1.000’e yakın işten çıkarma

Sabancı’nın “personel çıkarmamak” gerekçesiyle 2004’te birleşmeden vazgeçtiklerini açıklaması, Kasım 2008’de yaşanan gelişmeleri de yeniden gündeme getirdi.

2008’de dünya çapında patlak veren küresel ekonomik kriz Türkiye’yi de derinden etkilemiş, bankacılık sektörü ciddi daralma baskısıyla karşı karşıya kalmıştı. Bu süreçte Akbank’ın yaklaşık 1.000’e yakın personelin iş akdini feshettiği kamuoyuna yansımıştı.

Bu banka Yapı Kredi mi?

Sabancı’nın açıklamalarının ardından bankacılık çevrelerinde söz konusu bankanın hangisi olduğu tartışılmaya başlandı. Kulislerde en güçlü ihtimal olarak, o dönemde Koç Grubu bünyesinde bulunan Yapı ve Kredi Bankası ismi öne çıkıyor.

Sabancı’nın işaret ettiği 2004 döneminde Yapı Kredi’nin Körfez sermayeli bir banka ile satış görüşmeleri yürüttüğü biliniyor. Sektör temsilcileri, büyüklük dengesi ve dönemsel koşullar dikkate alındığında tarif edilen bankanın Yapı Kredi olabileceği görüşünde birleşiyor.

Resmi olarak doğrulanmış bir isim bulunmasa da, Sabancı’nın yıllar sonra yaptığı bu açıklama, 2000’li yılların başındaki bankacılık kulislerini yeniden hareketlendirdi.