Hizmet gelirleri zirve yaptı, cari açık kontrol altında

Türkiye ekonomisi, 2025 yılı Kasım dönemi ödemeler dengesi verileriyle birlikte önemli bir göstergeye sahip oldu. Hazine ve Maliye Bakanı Bolat, yayınlanan verileri değerlendirdiği açıklamasında, cari işlemler açığının tarihsel ortalamaların oldukça altında seyrettiğine dikkat çekti.

Hizmet gelirleri zirve yaptı, cari açık kontrol altında

Bolat, bu durumun ekonomik istikrar açısından olumlu bir sinyal olduğunu belirtti ve 2025 yılı için cari işlemler açığının milli gelire oranının OVP (Orta Vadeli Program) çerçevesinde yüzde 1,4 seviyesinde gerçekleşeceğini öngördüklerini ifade etti.

Türkiye ekonomisi dış finansmana bağımlılığı azaltıyor

Cari Açık Tarihsel Ortalama Altında Seyrediyor

Cari işlemler açığı, bir ülkenin yurtiçinde üretilen mal ve hizmetlerle yurtdışına yaptığı ödemeler arasındaki farkı ifade eder.

Türkiye ekonomisi dış finansmana bağımlılığı azaltıyor

Hizmet Sektöründen Tarihi Gelir: Seyahat ve Taşımacılıkta Zirve

Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler için bu oran, hem dış finansman ihtiyacını hem de makroekonomik istikrarı doğrudan etkileyen kritik bir göstergedir.

CDS Düşüşü Finansal İstikrarı Güçlendiriyor

Bakan Bolat’ın açıklamasında vurguladığı gibi, cari işlemler açığının tarihsel ortalamaların altında seyretmesi, Türkiye ekonomisinin dış şoklara karşı daha dirençli hale geldiğini göstermektedir.

Makroekonomik Denge Yapısal Reformlara Zemin Hazırlıyor

Son yıllarda Türkiye, özellikle ihracat ve turizm gelirlerini artırıcı politikalarla cari açığı kontrol altında tutmayı başarmıştır.

Küresel Risklere Karşın Türkiye’nin Dış Ticaret Direnci

Bu kapsamda, sanayi üretimindeki artış, enerji ithalatında çeşitlendirme ve hizmet sektöründeki büyüme gibi faktörler, cari işlemler açığının düşmesinde etkili olmuştur.

2025’te Milli Gelire Oran Sadece %1,4

Bolat’ın açıklamasına göre, 2025 yılı için cari işlemler açığının milli gelire oranının sadece yüzde 1,4 seviyesinde olması, uzun vadeli ekonomik hedeflerle uyumlu bir tablo ortaya koymaktadır.

Küresel Risklere Karşın Türkiye’nin Dış Ticaret Direnci

Cari açığın düşmesi, ekonomide birkaç önemli avantajı beraberinde getirir. Öncelikle, dış borçlanma ihtiyacının azalması, Türkiye’nin finansal risk primini düşürür ve uluslararası yatırımcıların güvenini artırır.

Üreticiyi Koruma ve Küresel Ticarette Güçlenme Politikaları

Ayrıca, dış ticaret dengesindeki iyileşme, döviz kuru üzerinde baskıyı hafifletir ve enflasyonist etkilerin kontrol altında tutulmasına katkı sağlar.

Bakan Bolat’ın açıklamalarında da görüldüğü gibi, cari işlemler açığının düşük seviyelerde seyretmesi, ekonomi politikalarının etkinliğini yansıtan somut bir göstergedir.

Ekonomistler, cari işlemler açığının kontrol altında tutulmasının, makroekonomik dengeler açısından kritik olduğunu vurgulamaktadır.

Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, yüksek cari açıklar, finansal kırılganlıklara yol açabilir ve döviz rezervlerini zorlayabilir.

Bu bağlamda, Türkiye’nin cari açığını tarihsel ortalamaların altında tutabilmesi, hem ekonomik büyüme hem de finansal istikrar açısından oldukça önemli bir başarı olarak değerlendirilmektedir.

Bakan Bolat, açıklamalarında cari işlemler açığının milli gelire oranının düşük seviyelerde seyretmesinin, hükümetin izlediği ekonomik politikaların bir sonucu olduğunu da belirtti.

OVP kapsamında belirlenen hedefler doğrultusunda yapılan yatırımlar, ihracatın artırılması için yürütülen stratejiler ve ithalat bağımlılığının azaltılmasına yönelik önlemler, cari açığın kontrol altında tutulmasında etkili olmuştur.

Bu stratejik adımlar, Türkiye ekonomisinin hem iç hem de dış kaynaklı şoklara karşı daha dayanıklı olmasını sağlamaktadır.

Ayrıca, Türkiye’nin enerji ithalatında çeşitlendirmeye gitmesi ve yenilenebilir enerji yatırımlarını artırması da cari açığın düşmesinde önemli bir rol oynamaktadır.

Enerji maliyetlerindeki düşüş, hem üretim maliyetlerini azaltmakta hem de dış ticaret dengesine olumlu yansımaktadır.

Bakan Bolat’ın açıklamalarına göre, bu tür yapısal reformlar ve stratejik yatırımlar, cari işlemler açığının tarihsel ortalamaların altında seyretmesinin temel nedenlerinden biri olarak öne çıkmaktadır.

Kasım 2025’te Mal ve Hizmet İhracatında Rekor Artış

2025 yılı için öngörülen yüzde 1,4’lük cari açık/milli gelir oranı, Türkiye’nin son yıllarda uyguladığı ekonomik politikaların başarısını ortaya koymaktadır.

Bu oran, geçmiş yıllardaki yüksek cari açık dönemleriyle kıyaslandığında oldukça düşük bir seviyeyi ifade etmektedir.

Uzmanlar, düşük cari açığın sürdürülebilir büyüme açısından kritik olduğunu ve uzun vadeli yatırımcı güvenini artıracağını ifade etmektedir.

Öte yandan, Türkiye ekonomisinin cari açığı kontrol altında tutabilmesi, yalnızca makroekonomik politikalarla sınırlı kalmamaktadır.

Özel sektörün ihracata yönelmesi, teknoloji ve katma değeri yüksek ürünlerin üretiminin artırılması, turizm gelirlerinin yükseltilmesi ve finansal piyasaların etkin yönetimi gibi faktörler de önemli katkı sağlamaktadır.

Bakan Bolat’ın açıklamalarında bu faktörlerin etkisine değinilmemiş olsa da, ekonomistler, bu alanlarda sağlanan iyileşmelerin cari açığın düşük seviyelerde seyretmesinde kritik rol oynadığını vurgulamaktadır.

Cari işlemler açığının düşük seviyelerde seyretmesi, Türkiye’nin dış finansman ihtiyacını azaltırken, aynı zamanda döviz kurlarında istikrarı destekler ve finansal piyasalarda güveni artırır.

Bu durum, hem yerli hem de yabancı yatırımcılar açısından olumlu bir sinyal olarak değerlendirilir. Bakan Bolat’ın açıklamalarında yer verdiği bu perspektif, Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyüme yolunda önemli bir adım attığını göstermektedir.

Hazine ve Maliye Bakanı Bolat’ın Kasım 2025 dönemi ödemeler dengesi verilerini değerlendirdiği açıklamalar, Türkiye ekonomisinin cari işlemler açığını başarılı bir şekilde kontrol altında tuttuğunu göstermektedir.

Tarihsel ortalamaların altında seyreden cari açık, hem makroekonomik istikrarın hem de uzun vadeli yatırım güveninin artmasına katkı sağlamaktadır.

2025 yılı için öngörülen yüzde 1,4’lük cari açık/milli gelir oranı, Türkiye’nin ekonomik politikalarının etkinliğini ortaya koyan somut bir göstergedir ve önümüzdeki dönemde sürdürülebilir ekonomik büyüme için önemli bir temel oluşturmaktadır.

Bakan Bolat’ın değerlendirmeleri, aynı zamanda Türkiye ekonomisinin yapısal reformlarla desteklenmiş bir büyüme yolunda olduğunu da göstermektedir.

Cari açığın düşük seviyelerde tutulması, hükümetin ekonomik istikrarı sağlama ve dış şoklara karşı direnç geliştirme hedefleriyle uyumlu bir tablo çizmektedir.

Bu bağlamda, Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda da cari açığı kontrol altında tutmayı başarması, hem ekonomik güveni artıracak hem de sürdürülebilir büyümeye zemin hazırlayacaktır.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye ekonomisinin cari işlemler açığı konusunda kaydettiği olumlu performansı değerlendirdi.

Bolat, yaptığı açıklamada, cari işlemler açığının tarihsel ortalamaların altında seyrettiğini vurgulayarak, 2025 yılı için Orta Vadeli Program (OVP) hedefleri doğrultusunda, cari işlemler açığının milli gelire oranının yüzde 1,4 seviyesinde gerçekleşmesinin öngörüldüğünü belirtti.

Bakan Bolat, yazılı basın açıklamasında, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan Kasım 2025 dönemi ödemeler dengesi verilerini değerlendirdi.

Açıklamasında, Kasım ayında cari işlemler hesabının 4 milyar dolar açık verdiğini ifade eden Bolat, altın ve enerji hariç tutulduğunda ise bu hesabın 2,1 milyar dolar fazla verdiğine dikkat çekti. 2025 yılının ilk 11 ayında ise cari işlemler açığının toplam 18,5 milyar dolar olarak gerçekleştiğini aktardı.

Bakan, yıllıklandırılmış verilere göre, Kasım 2025’te cari işlemler açığının 23,2 milyar dolara ulaştığını vurguladı.

Aynı dönemde mal ve hizmet ihracatında kaydedilen artışın, ekonominin dışa açıklığını ve ihracat performansını güçlendirdiğini belirten Bolat, mal ve hizmet ihracatının rekor seviyelere ulaştığını ifade etti.

Özellikle yıllıklandırılmış mal ve hizmet ihracatının Kasım ayında yüzde 4 artış göstererek 392,6 milyar dolara yükseldiğini aktardı.

Hizmet sektöründe ise güçlü artışların devam ettiğine işaret eden Bakan, yıllık bazda hizmet ihracatının önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 5,1 artarak 122,1 milyar dolarla tarihinin en yüksek seviyesine çıktığını söyledi.

Seyahat gelirlerinin Kasım 2025’te 59,4 milyar dolar, taşımacılık gelirlerinin ise 42,3 milyar dolar olarak gerçekleştiğini belirten Bolat, Türkiye ekonomisinin dış finansman ihtiyacını azaltan ve makroekonomik istikrarı güçlendiren bir tablo sergilediğini kaydetti.

Bakan Bolat, cari işlemler hesabındaki olumlu gelişmelerin ülkenin finansal göstergelerine de yansıdığını ifade etti.

Bu kapsamda, Türkiye’nin kredi risk priminin (CDS) Mayıs 2018’den bu yana en düşük seviyeye inerek 203,98 baz puana gerilediğini vurguladı.

CDS’deki bu düşüşün, finansal istikrarı pekiştirdiğini ve dezenflasyon sürecine katkı sağladığını belirten Bolat, küresel ekonomideki belirsizlikler, artan korumacı politikalar ve zayıf dış talebe rağmen hem mal hem de hizmet ihracatında rekor artışların devam ettiğini söyledi.

Bu olumlu gelişmeler ışığında, cari işlemler açığının tarihsel ortalamaların altında seyretmeye devam ettiğini ve OVP hedefleri doğrultusunda milli gelire oranının yüzde 1,4 olmasının beklendiğini yineledi.

Bolat, cari işlemler hesabındaki dengelenmenin, uygulanan bütüncül ve kararlı ekonomi politikalarının bir sonucu olduğunu belirtti.

Bu dengenin, makroekonomik istikrarı güçlendirdiğini ve aynı zamanda fiyat istikrarı ile sürdürülebilir büyüme hedefleriyle uyumlu yapısal reformların hayata geçirilmesine uygun bir ortam sağladığını söyledi.

Cari işlemler açığının kontrol altında tutulmasıyla, Türkiye’nin hem iç hem de dış finansal dengelerinin sağlıklı bir şekilde sürdürülebileceğini vurguladı.

Bakan, küresel ekonomide yaşanan dönüşümlere de dikkat çekti. Uluslararası ticaretteki değişimlerin Türkiye’nin ekonomik politikalarını şekillendirmede önemli bir görev aldığını ifade eden Bolat, önümüzdeki dönemde üreticilerin haksız ithalat baskısına karşı korunmasına devam edileceğini söyledi.

Bunun yanında, küresel ekonomideki gelişmeler ve dönüşümler dikkate alınarak, Türkiye’nin uluslararası ticaretteki konumunu sürdürülebilir biçimde güçlendirmeye yönelik politikaların uygulanacağını belirtti.

Bolat, Türkiye ekonomisinin güçlü performansının temel nedenlerini de detaylandırdı. Ülke ekonomisinin dışa açık bir yapıya sahip olduğunu, ihracat ve hizmet gelirlerindeki artışın dış finansman ihtiyacını azaltarak ekonomik istikrarı desteklediğini söyledi.

Özellikle turizm ve taşımacılık gelirlerindeki yükselişin, hem cari işlemler açığını sınırladığını hem de döviz girişini artırarak finansal sistemin sağlamlığını güçlendirdiğini ifade etti.

Bakan, tüm bu göstergelerin, Türkiye’nin hem iç hem de dış finansal riskleri etkin biçimde yönetebildiğini ortaya koyduğunu belirtti.

Cari işlemler açığının düşük seviyelerde seyretmesinin, Türkiye’nin ekonomik dengelerini koruma kapasitesini artırdığını vurgulayan Bolat, bu durumun aynı zamanda yatırımcı güvenini pekiştirdiğini ve CDS primlerindeki düşüşle birlikte finansal istikrarın güçlendiğini söyledi.

Bolat, açıklamasında, OVP hedefleri çerçevesinde ekonomik planlamanın önemine de değindi. Cari işlemler açığının milli gelire oranının düşük seviyelerde kalmasının, uzun vadeli ekonomik hedefler için sağlıklı bir zemin oluşturduğunu belirtti.

Yapısal reformların ve makroekonomik istikrarın birbirini desteklediğini ifade eden Bolat, Türkiye’nin hem fiyat istikrarını koruduğunu hem de sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda politikalarını başarıyla uyguladığını söyledi.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Kasım 2025 dönemi ödemeler dengesi verilerini değerlendirerek Türkiye ekonomisinin dış ticaret ve finansal göstergelerde kaydettiği olumlu performansı vurguladı.

Mal ve hizmet ihracatındaki rekor artışlar, hizmet gelirlerinin yükselişi, CDS primlerindeki düşüş ve cari işlemler açığının kontrol altında seyretmesi, ülke ekonomisinin istikrarlı bir görünüm sergilediğini ortaya koyuyor.

Bu gelişmeler, ekonomik reformlar ve makroekonomik politikalarla desteklenerek Türkiye’nin küresel ticaretteki konumunu güçlendirmeye devam edeceğini gösteriyor.

Bakan Bolat, tüm bu gelişmeleri değerlendirirken, hem ulusal hem de küresel ekonomik koşulların dikkate alındığını, önümüzdeki dönemde üreticilerin korunmasının ve dış ticarette sürdürülebilir büyümenin öncelik olacağını vurguladı.

Cari işlemler açığındaki dengelenmenin, makroekonomik istikrarı pekiştirdiğini ve yapısal reformlar için elverişli bir zemin oluşturduğunu belirterek, Türkiye ekonomisinin sağlam temeller üzerine kurulu olduğunu bir kez daha ortaya koydu.