Maliyet artışı mı, Rekabetin azalması mı? Türkiye’de Çin ürünlerinde şok fiyatlar
Yurt dışı alışverişlerde 30 Euro olan gümrük muafiyetinin kaldırılacağı yönündeki açıklama, Türkiye’de tüketici ve piyasalar üzerinde şimdiden ciddi bir etki yarattı. Henüz yürürlüğe girmemiş olmasına rağmen, özellikle Çin menşeli ürünlerde fiyatlarda ciddi yükselişler gözlemleniyor.
Bu gelişme, hem tüketiciler hem de iş dünyası açısından tartışmalı bir konu haline geldi. Gümrük ve vergi uzmanları, fiyat artışlarının düzenlemenin kendisinden kaynaklanmadığını, aksine piyasadaki bazı aktörlerin fırsatçılığa yöneldiğini belirtiyor.

Fiyat Artışlarının Temel Nedeni: Beklenti ve Fırsatçılık
Gümrük muafiyetinin kaldırılacağı bilgisinin kamuoyuna duyurulmasının ardından, birçok ürünün fiyatında ani ve dikkat çekici artışlar yaşandı.
Özellikle elektronik, küçük ev aletleri ve oyuncak gibi Çin menşeli ürünlerde fiyatların kısa süre içinde yüzde 100’ü aşan oranlarda yükselmesi, tüketicilerin tepkisini çekti.
Uzmanlar, bu artışların henüz yürürlüğe girmemiş bir düzenlemenin sonucu olmadığını vurguluyor. Asıl etkenin, satıcıların ve ithalatçıların “muafiyet kalkacak, stokları eritmek gerekiyor” mantığıyla hareket etmesi olduğunu ifade ediyorlar.
Ticaret alanında faaliyet gösteren bazı yerli firmaların ve online satış platformlarının, düzenlemenin yürürlüğe girmesini beklemeden fiyatları artırarak kar marjlarını yükseltmeye çalıştığı iddia ediliyor.
Bu durum, kısa vadede tüketicilerin daha yüksek fiyatlarla karşılaşmasına neden olurken, uzun vadede piyasanın dengelerini de etkileyebilir.

Bireysel İthalat ve Toptan Alım Arasındaki Fark
Yeni düzenleme, bireysel ithalatı kapsıyor ve amacı, küçük ölçekli yurtdışı alışverişlerinde devletin vergi kaybını önlemek olarak gösteriliyor.
Ancak uzmanlar, toptan ithalat yapan firmaların maliyetlerinin bu değişiklikten doğrudan etkilenmeyeceğini belirtiyor.
Yani, büyük ölçekli ithalat yapan firmaların fiyatlarını artırması için bir gerekçe bulunmuyor. Buna karşın, piyasada gözlenen fiyat artışları, çoğunlukla perakende satış yapan ve stok yönetimi yapan küçük firmaların davranışlarından kaynaklanıyor.
Bu noktada dikkat çeken bir diğer konu ise, bazı firmaların vergi değişikliği öncesi yüklü miktarda ürün stoklayarak piyasaya sürmeye hazırlandığı iddialarıdır.
Bu durum, özellikle Çin’den gelen ürünlerde fiyat dalgalanmalarının daha belirgin olmasına yol açıyor. Uzmanlar, stoklama stratejisinin bazı ürünlerde fiyatların yükselmesine neden olduğunu, ancak bu durumun düzenlemenin doğrudan sonucu olmadığını vurguluyor.

Çin Menşeli Ürünler ve Sağlık Endişeleri
Gümrük muafiyetinin kaldırılmasıyla birlikte dikkat çeken bir diğer konu, Çin menşeli ürünlerin Türkiye pazarındaki ağırlığı ve bu ürünlerin güvenilirliği. Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Çin’den ithal edilen ürünlerin yüzde 81’inin sağlığa zararlı olduğu belirtildi.
Bu veriler, özellikle elektronik ve oyuncak sektöründe tüketicilerin dikkatli olması gerektiğini ortaya koyuyor.
Uzmanlar, fiyat artışlarının yanı sıra, kalite ve güvenlik sorunlarının da gündeme gelmesinin önemine dikkat çekiyor.
Yani tüketiciler sadece daha yüksek fiyatlarla karşılaşmakla kalmayacak, aynı zamanda güvenlik açısından risk oluşturabilecek ürünlerle de karşı karşıya kalabilecek.
Bu durum, yurt dışından alışveriş yapan tüketicilerin daha bilinçli hareket etmesi gerekliliğini ortaya koyuyor.

Kamuoyunun Tepkisi ve Tartışmalar
Gümrük muafiyetinin kaldırılacağı haberinin açıklanmasının hemen ardından, kamuoyunda tepki ve tartışmalar yoğunlaştı.
Sosyal medyada ve haber platformlarında, fiyat artışlarını eleştiren çok sayıda yorum yapıldı. Tüketiciler, düzenlemenin yürürlüğe girmemesine rağmen fiyatların bu denli artmasını haksızlık olarak değerlendiriyor.
Öte yandan, iş dünyası temsilcileri, bu fiyat artışlarının geçici olduğunu ve düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle birlikte piyasanın kendini dengeleyeceğini savunuyor.
Özellikle online satış platformları, fiyat artışlarının bazı ürünlerde stok yönetimi ve arz-talep dengesi nedeniyle yaşandığını belirtiyor.

Ekonomik Etkiler ve Beklentiler
Uzmanlar, gümrük muafiyetinin kaldırılmasının kısa vadede bireysel ithalatı etkileyeceğini, ancak uzun vadede piyasada bir denge sağlanacağını öngörüyor.
Bu süreçte, tüketicilerin fiyatlara dikkat etmesi, alternatif satış kanallarını araştırması ve ihtiyaçlarını önceden planlaması öneriliyor.
Ayrıca, küçük ölçekli perakendecilerin fiyat politikaları ile büyük ölçekli ithalatçıların maliyet yapıları arasındaki farkın göz önünde bulundurulması gerekiyor.
Büyük firmalar maliyetlerini artırmazken, küçük firmalar fırsatçılık ve stok yönetimi nedeniyle fiyatları yükseltebilir. Bu da piyasada fiyat dengesizliklerine yol açabiliyor.
Tüketicilere Öneriler
Tüketicilerin bu dönemde dikkat etmesi gereken birkaç önemli nokta bulunuyor: Fiyat Karşılaştırması: Aynı ürünü farklı satış kanallarında karşılaştırmak, fırsatçılık kaynaklı aşırı fiyat artışlarını fark etmeye yardımcı olur. Stok Yönetimi: Alışveriş planlarını aceleye getirmemek ve stok baskısına kapılmamak önemlidir.
Kalite ve Güvenlik: Özellikle Çin menşeli ürünlerde sağlık ve güvenlik sertifikalarını kontrol etmek gerekir.
Alternatif Kanallar: Yurtdışı alışverişi yerine yerli üretim ve güvenilir ithalatçılardan alışveriş yapmak, hem maliyeti düşürebilir hem de güvenliği artırabilir.
Yurt dışı alışverişlerde 30 Euro’luk gümrük muafiyetinin kaldırılacağı haberinin piyasalar üzerindeki etkisi şimdiden hissediliyor.
Henüz yürürlüğe girmemiş olmasına rağmen, özellikle Çin menşeli ürünlerde fiyat artışları ve güvenlik tartışmaları gündeme geldi.
Uzmanlar, fiyat artışlarının düzenlemenin kendisinden değil, piyasadaki bazı aktörlerin fırsatçılığından kaynaklandığını belirtiyor.
Bireysel ithalatı kapsayan düzenlemenin, büyük ölçekli ithalatçıların maliyetlerini artırmadığı ve uzun vadede piyasada denge sağlayacağı öngörülüyor.
Ancak tüketicilerin, fiyat artışları ve sağlık riskleri açısından bilinçli hareket etmeleri, alışverişlerini dikkatli planlamaları büyük önem taşıyor.
Bu gelişmeler, Türkiye’de e-ticaret ve yurtdışı alışveriş piyasasının dinamiklerini yakından takip etmenin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.
Piyasa dengeleri ve fiyat oluşumları, hem düzenleyici kurumların politikaları hem de firmaların stratejik kararları ile şekilleniyor ve tüketiciler bu süreçte en bilinçli şekilde hareket etmek durumunda kalıyor.
Son dönemde tüketicilerin en çok dikkatini çeken konu, bazı ürün gruplarındaki ani fiyat artışları oldu. Özellikle güneş gözlüğü, kulaklık, küçük elektronik aksesuarlar, telefon kılıfları, şarj cihazları, mutfak gereçleri ve ev dekorasyon ürünlerinde fiyatlar büyük ölçüde yükseldi.
Tüketiciler, aynı ürünleri birkaç hafta öncesine kıyasla iki hatta üç kat daha yüksek bedellerle satın almak zorunda kaldıklarını belirtiyor.
Ancak ekonomi uzmanlarına göre, fiyatlardaki bu keskin artışın ardında, toptan ithalat yapan firmaların maliyetlerinde ani bir yükseliş bulunmuyor.
Çünkü söz konusu firmalar, Çin’den ithal ettikleri ürünler için gümrük vergisi ve KDV’yi uzun süredir düzenli olarak ödemekteydi.
Vergi Artışı Fiyatı Tek Başına Açıklamıyor
Fiyatlardaki yükselişin boyutunu anlamak için vergi hesaplarına bakıldığında, durumun karmaşık olmadığı görülüyor.
Örneğin Çin’de yaklaşık 160 TL’ye satılan bir güneş gözlüğü, Türkiye’ye gelirken gümrük vergisi ve KDV eklenince maliyeti en fazla 230-240 TL oluyor.
Ancak aynı ürün veya benzer modeller, mağazalarda ve e-ticaret sitelerinde 2.500–3.000 TL bandında satılıyor.
Bu tablo, fiyat farkının vergi kaynaklı değil, kâr marjlarından kaynaklandığını açıkça ortaya koyuyor. Elektronik ürünlerde de benzer bir durum gözlemleniyor.
Çin’de 300-400 TL civarında satılan kablosuz kulaklıkların, Türkiye’ye giriş maliyeti tüm vergiler dahil edildiğinde 500-550 TL’yi geçmiyor. Buna rağmen raf fiyatları 2.000 TL’nin üzerine çıkabiliyor.
Özellikle kararın henüz yürürlüğe girmediği dönemde yaşanan bu yüksek fiyat artışları, piyasalarda maliyet kaynaklı bir yükselişten çok, rekabetin azalmasına bağlı bir fiyatlama stratejisinin işaretlerini veriyor.
Uzmanlar, bireysel ithalatın sınırlandırılmasıyla birlikte yerli satıcıların fiyat baskısından kurtulduğunu ve bunun bazı firmalar tarafından hızla avantaja dönüştürüldüğünü ifade ediyor.
Tüketicilerin doğrudan Çin’den daha uygun fiyata ürün getirme seçeneğinin ortadan kalkması, iç piyasada fiyatların serbestçe yükselmesine zemin hazırladı. Bu noktada denetim mekanizmalarının devreye girmesi büyük önem taşıyor.
Türkiye’nin Çin’den İthalatı ve İhracatı
Türkiye’nin Çin ile olan ticaret dengesi, ithalatın ağırlığını açıkça ortaya koyuyor. 2025 verilerine göre Türkiye’nin Çin’e ihracatı 3,2 milyar dolar seviyesinde bulunurken, Çin’den yapılan ithalat 49,6 milyar dolar olarak gerçekleşti. Toplam ticaret hacmi ise 52,8 milyar dolar olarak kaydedildi.
Türkiye’nin Çin’e en çok ihraç ettiği ürünler arasında maden cevherleri, mermer ve doğal taş ürünleri, inorganik kimyasallar, metal cevherleri, pamuk ve makine aksamları yer alıyor.
Öte yandan Türkiye’nin Çin’den en yoğun ithal ettiği ürünler elektrik-elektronik ekipman, makine ve mekanik cihazlar, motorlu taşıtlar ve parçaları, demir-çelik ürünleri, kimyasallar, plastik ve plastik mamulleri ile optik, tıbbi ve teknik cihazlar olarak sıralanıyor.
Bu veriler, Türkiye’nin Çin’e karşı yaklaşık 46,5 milyar dolarlık bir dış ticaret açığı verdiğini, Çin’in ise 2025 yılında 1,2 trilyon dolarlık dış ticaret fazlası elde ettiğini gösteriyor.
Uzmanlar, Türkiye’nin Çin ile ticaretteki bu dengesiz yapısının uzun vadeli ekonomik etkilerini dikkate alması gerektiğine dikkat çekiyor.
Kalite ve Standart Sorunları
Uzmanlar, Çin’den ithal edilen ürünlerdeki kalite düşüklüğünün sıklıkla “siparişe göre kalite” yaklaşımından kaynaklandığını belirtiyor.
Bazı fabrikalar, düşük fiyatla alınan siparişlerde ucuz hammadde kullanarak maliyeti azaltıyor. Bu durum, özellikle e-ticaret platformlarında satılan ürünlerin Avrupa ve Türkiye standartlarının oldukça altında kalmasına yol açıyor.
Elektronik, oyuncak, tekstil ve küçük ev aletlerinde kalite ve güvenlik sorunları, hem tüketici sağlığını hem de piyasa güvenini etkiliyor.
Özellikle Çin menşeli oyuncak, ayakkabı, tekstil ve düşük kaliteli elektronik ürünlerde ftalat, ağır metaller, PAH ve Krom VI gibi sağlık açısından riskli maddelerin bulunması, denetimlerin önemini artırıyor.
Bakanlıklar tarafından yapılan analizler sonucunda bazı ürünler toplatılırken, bazıları için “kullanmadan imha et” uyarısı yapılması, denetim ve kontrol mekanizmalarının hayati bir rol oynadığını gösteriyor.
Vergi Öncesi Stoklama ve Haksız Kazanç Tartışmaları
Sektör temsilcileri, bazı firmaların 6 Şubat öncesindeki dönemi fırsata çevirdiğine dikkat çekiyor. İddialara göre, firmalar vergisel düzenlemeler yürürlüğe girmeden önce Çin’den yoğun şekilde ürün tedarik ederek depolarını doldurdu.
Üstelik, vergilerin resmi olarak yürürlüğe girmediği bir dönemde bile zamlı fiyatlarla satış yapılması, tüketicilerde ciddi tepkiye yol açtı ve haksız kazanç iddialarını gündeme getirdi. Ekonomi çevreleri, bu noktada sıkı denetimlerin ve piyasada şeffaf fiyatlamanın önemine vurgu yapıyor.
Uzmanlar, bireysel ithalatın kısıtlanmasının, bazı yerli satıcılar için rekabet baskısını azaltarak fiyatları artırmaya uygun bir ortam yarattığını ifade ediyor.
Bu durum, kısa vadede firmalar için kâr fırsatı yaratırken, uzun vadede tüketici güveni ve piyasa sağlığı açısından ciddi riskler barındırıyor.
İç Piyasadaki Fiyat Dalgalanmaları
Tüketiciler, kısa süre içinde fiyatların astronomik seviyelere çıktığını belirtirken, ekonomi uzmanları bunun sadece maliyet artışından kaynaklanmadığını vurguluyor.
Vergi ve gümrük maliyetleri hesaba katıldığında ürünlerin fiyatlarının bu kadar yükselmesi mümkün görünmüyor.
Dolayısıyla, fiyatlardaki artışın temel nedeni, piyasa rekabetinin azalması ve kâr marjlarının yükseltilmesi olarak öne çıkıyor.
Özellikle küçük elektronik ürünler, mutfak gereçleri ve ev dekorasyon ürünlerinde fiyatların birkaç hafta içinde iki kat, hatta üç kat artması, tüketici tepkisini artırıyor.
Bu tablo, piyasalarda denetim ve regülasyon ihtiyacının ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Türkiye’de Çin menşeli ürünlerin fiyatlarındaki artış, yalnızca vergi ve gümrük maliyetlerinden kaynaklanmıyor.
Asıl belirleyici faktörler, bireysel ithalatın sınırlandırılmasıyla piyasa rekabetinin azalması, firmaların kâr marjlarını artırması ve vergi öncesi yoğun stoklama gibi stratejiler olarak öne çıkıyor.
Ayrıca, kalite düşüklüğü ve sağlık riskleri barındıran bazı ürünler, denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerekliliğini ortaya koyuyor.
Türkiye’nin Çin ile olan ticaret açığı, ithal ürünlerin yoğunluğu ve yerli piyasadaki fiyat artışları, ekonomik ve tüketici odaklı düzenlemelerin önemini daha da artırıyor.
Bu süreçte, şeffaf fiyatlandırma, sıkı denetim ve tüketici bilincinin yükseltilmesi, piyasanın sağlıklı işleyişi açısından kritik adımlar olarak değerlendiriliyor.