Küresel kaos altını uçurdu, Siyasi istikrar fren yaptı

Altın fiyatları, son aylarda küresel siyasi belirsizlikler, ticaret savaşları ve jeopolitik gerilimlerin etkisiyle tarihi zirveleri test etti.

Küresel kaos altını uçurdu, Siyasi istikrar fren yaptı

Yatırımcıların riskli varlıklardan uzaklaşıp güvenli limanlara yönelmesiyle ons altın rekor seviyelere kadar yükselirken, ABD’de siyasi istikrarın yeniden tesis edileceğine dair beklentiler bu yükselişi sınırladı ve fiyatlarda geri çekilme yaşandı.

Buna rağmen, merkez bankalarının devam eden alımları ve süregelen küresel riskler, altın fiyatlarının geçen yıla kıyasla yüksek kalmasını sağlıyor.

Altında fırtına: Rekorların ardından sert düşüş

Küresel Belirsizlik Altını Zirveye Taşıdı, Siyasi İstikrar Beklentisi Fren Görevi Gördü

Artan küresel belirsizlik ortamı, yatırımcıları geleneksel olarak güvenli kabul edilen varlıklara yöneltti. Bu eğilimin en net yansıması ise altın piyasasında görüldü.

Ons altın 26 Ocak’ta tarihinde ilk kez 5.000 dolar seviyesinin üzerine çıktı ve kısa bir süreliğine 5.500 dolara kadar yükseldi. Benzer şekilde gümüş ve platin fiyatlarında da dikkat çekici artışlar yaşandı.

Altında fırtına: Rekorların ardından sert düşüş

Rekorların Ardından Gelen Düzeltme

Ancak ABD’de siyasi istikrara yönelik olumlu sinyallerin güçlenmesiyle birlikte değerli metallerde sert bir düzeltme hareketi görüldü.

Buna karşın, fiyatlar geçen yılın aynı dönemine göre hâlâ oldukça yüksek seviyelerde bulunuyor. Bu tablo, altın piyasasında yükselişi tetikleyen faktörlerin tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor.

Altında fırtına: Rekorların ardından sert düşüş

Ticaret Politikaları Yatırımcı Psikolojisini Etkiliyor

Altın fiyatlarının yükselişinde en önemli etkenlerden biri, ABD Başkanı Donald Trump’ın izlediği agresif ticaret politikaları oldu.

ABD ile ticaret yapan ve Washington tarafından “olumsuz” olarak değerlendirilen ülkelere uygulanan gümrük vergileri, küresel ticaret düzeninde ciddi sarsıntılara yol açtı.

Hargreaves Lansdown baş yatırım stratejisti Emma Wall, ticaret politikalarındaki bu sert yaklaşımın yatırımcıları huzursuz etmeye devam ettiğini ve bunun altına olan talebi artırdığını ifade ediyor.

Ocak ayında altın ve gümüş fiyatlarının rekor kırmasının ardından Trump’ın, Grönland’ın ABD tarafından satın alınmasına karşı çıkan sekiz Avrupa ülkesini yeni gümrük vergileriyle tehdit etmesi, hisse senedi piyasalarında sert düşüşlere neden oldu. Bu gelişmeler, yatırımcıların yeniden güvenli limanlara yönelmesine zemin hazırladı.

Altında fırtına: Rekorların ardından sert düşüş

Savaşlar ve Jeopolitik Hamleler Belirsizliği Derinleştiriyor

Altın fiyatlarını destekleyen bir diğer temel unsur ise devam eden küresel çatışmalar. Ukrayna ve Gazze’de süren savaşlar, dünya genelinde siyasi risk algısını yüksek tutuyor.

Buna ek olarak ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu yakalayarak New York’a götürmeye yönelik operasyonu, piyasalarda şok etkisi yarattı ve altın fiyatlarının yeni rekorlar kırmasına neden oldu.

Trump’ın Grönland’a yönelik tehditkâr açıklamaları da küresel siyasi tansiyonu artırdı. Bu söylemler, ABD dolarına duyulan güvenin zedelenmesine yol açarken yatırımcıların altın ve diğer değerli metallere yönelmesini hızlandırdı.

Doların Trump döneminde aldığı en büyük darbelerden biri, geçtiğimiz baharda açıklanan yeni gümrük vergileri sonrasında yaşandı.

Emma Wall, bu süreci şu sözlerle özetliyor: “Altın, dünya karmaşık ve öngörülemez hâle geldiğinde her zamanki görevini üstleniyor.

Artan ticaret gerilimleri, jeopolitik çatışmalar ve ABD’deki siyasi belirsizlikler arasında yükseliyor.” Wall ayrıca ABD, Kanada ve Çin arasındaki yeni sürtüşmelerin, Avrupa ve Orta Doğu’daki huzursuzluğun ve Washington’da olası bir hükümet kapanmasının altının cazibesini daha da artırdığını vurguluyor.

Merkez Bankaları Talebi Canlı Tutuyor

Altın fiyatlarının yüksek seyretmesinde merkez bankalarının alımları da kritik rol oynuyor. Birçok ülkenin merkez bankası, rezervlerini çeşitlendirmek ve ABD dolarına olan bağımlılığı azaltmak amacıyla altına yönelmiş durumda.

Wall, hem yatırımcıların hem de merkez bankalarının altını “nötr” bir rezerv aracı olarak gördüğünü belirtiyor.

Özellikle Rusya’nın dolar cinsinden varlıklarının Ukrayna savaşı sonrası dondurulması, birçok ülke için uyarıcı bir örnek oldu.

Bu gelişmenin ardından altın, siyasi risklerden görece daha az etkilenen bir rezerv aracı olarak öne çıktı. Uzman Hussain ise merkez bankalarının 2022 öncesine kıyasla hâlâ daha fazla altın aldığını, ancak 2025 yılına yönelik tahminlerin talepte bir miktar yavaşlamaya işaret ettiğini söylüyor.

Altın talebinde Çin başı çekiyor. Ülkede talep yalnızca bireysel yatırımcılardan değil, mücevher alımlarından da kaynaklanıyor.

Batılı yatırımcılar da önemli alıcılar arasında yer alırken, borsada işlem gören altın fonları ve değerli metal şirketlerine ciddi miktarda sermaye akışı görülüyor.

Hussain, piyasaya yeni giren büyük ölçekli alıcıların da altının son dönemdeki hızlı yükselişine katkıda bulunduğunu belirtiyor.

Örneğin dijital para şirketi Tether’in son dönemde yaptığı altın alımları, bazı küçük ülkelerin toplam rezervlerini dahi aşmış durumda.

Değerli Metaller Neden Geri Çekildi?

Rekor seviyelere ulaşan altın, doğal olarak kâr satışlarıyla karşılaştı. Ancak düşüşün ardında yalnızca teknik nedenler değil, siyasi beklentiler de yatıyor.

Altının yükselişini tetikleyen unsurlardan biri, Trump’ın ABD Merkez Bankası’nın (FED) başına kendi politikalarını destekleyecek bir isim getireceği yönündeki endişelerdi.

Faiz indirimi yanlısı bir FED başkanının doların değerini düşürüp enflasyonu artırabileceği düşüncesi, yatırımcıları altına yöneltmişti.

Ancak Trump’ın, diğer adaylara kıyasla piyasalar tarafından daha “güvenli” görülen Kevin Warsh’ı aday göstereceğine dair haberlerin yayılmasıyla birlikte altın, gümüş ve platin fiyatlarında düşüş yaşandı.

Güvenli Liman Algısı Gücünü Koruyor

Her ne kadar son günlerde değerli metallerde geri çekilme görülse de, jeopolitik gerginlikler, mevcut gümrük vergileri ve Trump’ın yeni ticaret tehditleri nedeniyle fiyatlar geçen yıla kıyasla hâlâ yüksek.

Dünya genelinde devam eden çatışmalar, altın ve gümüşü “güvenli liman” arayan yatırımcılar için cazip kılmaya devam ediyor.

Altının en önemli avantajlarından biri sınırlı arzı. Kurumsal piyasalar başkanı Nicholas Frappell, altının bir şirketin performansına ya da bir borçlunun ödeme gücüne bağlı olmadığını vurguluyor.

Bu özelliği sayesinde altının, tahvil ya da hisse senetlerine kıyasla farklı bir risk profiline sahip olduğunu belirtiyor.

Frappell’e göre altın, belirsizliklerle dolu bir dünyada etkili bir çeşitlendirme aracı olma özelliğini sürdürüyor.

Ancak 30 Ocak Cuma günü yaşanan sert dalgalanma, altının da diğer emtialar gibi hızlı yükseldiği kadar hızlı düşebileceğini bir kez daha hatırlattı.