Turizmin yarını TÜRSAB Kongresi’nde şekilleniyor
4. TÜRSAB Turizm Kongresi’nin ikinci gününde yapay zekâdan yumuşak güce, kültür ihracatından MICE turizmine kadar sektörün geleceğini şekillendiren başlıklar ele alındı.
TÜRSAB tarafından geleneksel hale getirilen ve turizm dünyasının prestijli referans noktası kabul edilen
TÜRSAB Turizm Kongresi’nin 4’üncüsü, tüm hızıyla sürüyor. Kongrenin ikinci günündeki ilk panel
“Geleceğin Turizmi” başlığıyla düzenlendi. Gazeteci Gaffar Yakınca’nın moderatörlüğündeki panelde
Gazeteci Ali Çağatay ve Nagehan Alçı konuşmacı olarak yer alırken panelin bir diğer konuğu ise Yapay
Zeka oldu. Panelde, gazeteciler teknoloji alanındaki gelişimin turizmin geleceğine etkisine dair
değerlendirmelerde bulundu ve Yapay Zeka’ya sorular yöneltti.
Alçı: Yapay Zeka bizim bir yardımcımız, alternatifimiz değil
Panelde konuşan Nagehan Alçı, yapay zekanın insan unsurunu ortadan kaldıracağı yönündeki
korkuların yersiz olduğunu belirtti. Alçı, teknolojinin bir alternatiften ziyade yardımcı olarak görülmesi
gerektiğini vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu: "Yapay zekâ, mevcut veriler üzerinden analiz
yapabiliyor. Oysa dünya yenilikler üzerinde ilerliyor. İnsan faktörü olmadan yapay zekânın bir anlamı
yok. İşini düşünerek ve yenilikleri gözeterek yapanlar için yapay zekâ tehlike değil. Teknolojinin
sağladığı konfora çok alıştık, asıl tehlike burada. Yapay zekâ bizim bir yardımcımız, alternatifimiz değil.
Türkiye birçok alanda çok ilerledi ama önemli olan yeni alanların lokomotifi olmak. Turizmde niş turizm
alanları bu anlamda önemli."
Çağatay: Yapay zekâ biberonu ağzına götürdüğünde asıl sorun başlayacak
Gazeteci Ali Çağatay ise konuşmasında turizmde insan faktörünün önemini hatırlatarak "İnsanın
olmadığı bir yerde hiçbir şey olmaz, bunu pandemide gördük. Yapay zekâ bildiğimiz şeyleri bize
cilalayarak satıyor, henüz bir uzmanlık alanı yok ve ne kadar öğretiyorsak onu alıyor. Yapay zeka henüz
emekleme çağında, biberonu ağzına götüremiyor. Biberonu ağzına götürebildiği gün asıl sorun
başlayacak" dedi.
Panelin moderatörü Gazeteci Gaffar Yakınca da özellikle ABD’li şirketlerin nitelikli işgücü maliyetinin
azaltılması yönünde bir çalışma içinde olduklarını belirterek, “Turizm bu süreçten az etkilenecek
sektörlerden biri bence. Hizmet yoğun alanlarda yapay zekâ çok etkili olmayacak” değerlendirmesinde
bulundu.
Yapay Zekadan Dikkat Çeken Yanıtlar
Panelin sonunda gazetecilerin sorularını yanıtlayan yapay zekâ, Türk turizminin önümüzdeki 5 yıl
içindeki ana sorunlarını "nitelikli işgücü, aşırı kapasite ve iklim krizi" olarak sıraladı. Kendi geleceği
hakkında endişe duyan çalışanlara ise "Birebir iletişim alanında kendinizi geliştirip yenilerseniz, dil
öğrenirseniz sorun yaşamazsınız" tavsiyesinde bulundu. Yapay zeka, turizmin 12 aya yayılması
konusunda ne yapılmalı şeklindeki soruya ise “Sadece deniz-kum-güneş değil doğa, gastronomi, kültür
gibi bütün alanlarda ürün sunmak gerekir. Her yörenin kendi özgün hikayesi yazılmalı. Ulaşım altyapısı
geliştirilmeli, altyapı yatırımları turizm ürünlerine paralel yürütülmeli. Sezonlara göre spesifik pazarlama
yapılmalı” şeklinde yanıt verdi.
İkinci Panelde Yumuşak Güç Turizm ve Dış İlişkiler Ele Alındı
Günün ikinci oturumu olan “Yumuşak Güç: Turizm ve Dış İlişkiler” başlıklı panel, Araştırmacı, Yazar
İhsan Aktaş moderatörlüğünde gerçekleştirildi. 57’nci T.C. Hükümeti Kültür ve Turizm Bakanı ve 58’inci
T.C. Hükümeti Milli Eğitim Bakanı Erkan Mumcu ve Akademisyen Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak panelde
dünyadaki genel siyasal ve konjonktürel sürecin turizme etkilerini ele aldı. Moderatör İhsan Aktaş’ın
sorularla yönlendirdiği panelde ilk sözü Erkan Mumcu aldı. Yumuşak güç olgusunu değerlendiren
Mumcu, güç kavramının hegemonyaya ait bir kavram olduğunu ve bu nedenle seyahati sınırladığını
ifade etti. Buna rağmen turizm yapılmasının çok değerli olduğunu dile getiren Mumcu, “Tarih boyunca
bilgiyi, deneyimi taşıyanlar seyyahlar oldu. Turizm insan özgürlüğüne dayanıyor. Seyahat kültürü
yerleşik düzene bir alternatiftir. Seyahat ve turizm tüm dünyada devletlere rağmen yapılır. Turizmciler
işlerini hep iyi yaparlar. İnsanlar seyahat etmek ister, sohbet etmek ister. Ama siyaset bunun hep
üstündedir” diye konuştu.
Erkan Mumcu: Türkiye etkin tarafsızlık politikasıyla saygınlık kazandı
Konuşmasında ABD İsrail ve İran ekseninde yaşanan çatışmalara da değinen Erkan Mumcu, konuyla
ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Savaşta her halükârda kaybedersin ama dışında kalanlar en az
kaybeder. Türkiye NATO müttefiki. Türkiye etkin tarafsızlık politikası güderek hem çevre ülkelerde hem
halk arasında saygınlık kazandı. Aslında tek başına kazanma gerçek dışı bir senaryo. Önemli olan
herkesin kazanmasıdır. Ticarette de bu böyledir. Siz kazanacaksınız, müşteri kazanacak ki gerçek bir
kazanç olsun.”
Deniz Ülke Kaynak: Bir fikir, bir imaj oluşturmak gerekiyor
Daha sonra söz alan akademisyen Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, ise 2000’li yılların başından bu yana
dünyanın birçok farklı küresel krizden geçtiğini söyledi. Deniz Ülke Kaynak; 11 Eylül’den sonra yaşanan
krizin devletleri hızla güvenlik politikalarına yönelttiğini, ikinci küresel krizin iktisadi alanda 2008 yılında
yaşandığı belirtti. Üçüncü krizin pandemi döneminde yaşandığını dile getiren Kaynak, üç küresel krizde
devletin otoriter şekilde geri döndüğünü ifade ederek şöyle devam etti: “Şu an dördüncü küresel krizi
yaşıyoruz. Bu kriz yapısal dönüşüm yaşandığı görünümünü veriyor. Devlet şu anda yumuşak gücü
elinde toplamaya başladı. Amerika’nın yarattığı ve Amerika’dan çok daha güçlü ABD imajı vardı. ‘Soft
Power’, insanlardan rıza üreterek, diğerlerini cezbederek ilerledi. Bunu sinemayla, kültürle yaptı. Turizm
açısından bakıldığında imajın bozuk olduğu hiçbir yerde bir şey satamazsınız. Öncelikle bir fikir, bir imaj
oluşturmak gerekiyor. Bu imaj, Türkiye Cumhuriyeti’nden daha büyük olması gerekiyor. Yapısal bir
dönüşüm içindeyiz. Türkiye’nin önümüzdeki dönemde barışçıl bir aktör gibi konumlanması önemli.
Risklere ve tesadüflere açık bir dönem.”
Sinema Yapımcılarından Turizmcilere Çağrı: Ortak Hareket Edelim
“Yumuşak Güç: Turizm-Kültür İhracatı” başlıklı günün üçüncü panelinde MED Yapım CEO’su Murat
Saygı, Yapımcı ve Senarist Ezel Akay ve Yapımcı ve Storyteller Elif Dağdeviren konuşmacı olarak yer
aldı.
Murat Saygı: Yumuşak Güç Olarak Sinemaya Destek Verilmeli
Türk televizyonlarında yayınlanan dizilerin özellikle pandemiden sonra dünyada çok büyük rağbet
görmeye başladığına işaret eden Murat Saygı, “160 ülkeye dizi ihraç ediyoruz. 1 milyara yakın insan bu
dizilere ulaşıyor” dedi. Murat Saygı panelde özetle şunları söyledi: “Dünyada direkt olarak
erişemediğimiz iki yer kaldı. Birincisi Kuzey Amerika, ikincisi Çin. Şimdi yavaş yavaş oralara da girmeye
çalışıyoruz. Biraz da Avrupa’nın yaşlı kesimlerine ulaşamıyoruz. Dünyadaki birçok ülke temiz ve aile
dostu içerik istiyor. Türkiye’de mekân sorunu yok. Bizim herkese benziyor olmamız çok önemli.
Dizilerimiz de kimseye yabancı dizi izliyormuş gibi gelmiyor. Geçen sene 33 dizi vardı televizyonlarda
haftada. Şimdi 15’e düştü seneye daha da düşecek. Türkiye’de film sektörüne devlet desteği sıfır.
Ancak yabancı olarak gelip film çekerseniz destek veriyorlar. Türkiye’de yumuşak güç olarak sinemaya
destek verilmesi önemli.”
Ezel Akay: Turizm ve Sinema Ortak Hareket Etmeli
Ezel Akay ise “Bütün uluslararası ilişkilerin önünü açan hikayeler. Hikâye anlatıcılığı çok büyük önem
kazandı. İnsanlar bir yere hikâye dinlemek için gidiyorlar. Turizmciler bu anlamda bize borçlu. 60 milyar
doların 1 milyar doları sinema sektörüne aksa ertesi sene bu miktar 100 milyar dolara çıkar. Hikâye
denilen ürün hiç eskimiyor. Antik çağdaki hikayeleri biz hala izliyoruz. Reklam filmleri birkaç kez
oynuyor, unutulup gidiyor. Ama bir bölge ile ilgili film yıllarca izleniyor” değerlendirmesinde bulundu.
Birlikte hareket etmenin önemine değinen Ezel Akay sözlerini şöyle sürdürdü: “Büyük bir kriz var.
Turizm sektörü de kriz yaşıyor. Bunu aşmanın en iyi yolu birlikte hareket etmekten geçiyor. Sadece
Avrupa değil Asya’dan buraya neden daha çok insan gelmesin? Bunun için hikayelere, sinemaya ihtiyaç
var. Bizler acı ilacı şekerlemeye sarma uzmanıyız. Devletten bağımsız özel bir teşvik mekanizması
geliştirmeliyiz.”
Elif Dağdeviren: Yumuşak Güç, Anlatmadan Anlatabilmek, Görünmeden İnsanların Zihnine
Girebilmektir
Elif Dağdeviren ise panelde şu noktalara dikkat çekti: “Biz dünyaya içerik mi satıyoruz, duygu mu? Biz
dünyaya duygu satıyoruz. Türkiye’nin başarısının altında yatan hikâye anlatıcılığı. Türkiye’nin turizm
açısından marka değerini yumuşak güç olan diziler ve müzikle oluşturuyoruz. Yumuşak güç,
anlatmadan anlatabilmektir. Görünmeden insanların zihnine girebilmektir. Bizim yaptığımız iş deneyimi
anlatır. Biz Türkiye’nin yaşama duygusunu yansıtıyoruz. Aileyi en iyi anlatan Türkiye. Turizm rekabetin
en yüksek olduğu alanlardan biri. Türkiye imajının üzerinde bir imaj yaratmada sinema, müzik çok
önemli. Birlikte hareket edelim turizm ve sinema sektörleri olarak ortak platform, ortak bir çalışma grubu oluşturalım.”
Yapı Kredi, TÜRSAB Üyesi Seyahat Acentalarına Geniş Yelpazede Sunduğu Bankacılık
Avantajlarını Tanıttı
TÜRSAB Turizm Kongresi’nin ikinci gününde kongrenin ana sponsorlarından Yapı Kredi, turizm sektörü
ve seyahat acentalarına yönelik hizmetlerini tanıttı. Yapı Kredi Kobi Bankacılığı Segment Yönetimi
Direktörü Sander Cansever, “Yapı Kredi ve TÜRSAB İş Birliği” başlıklı sunumunda turizm sektörüne
yönelik üye işyeri, finansman ve diğer bankacılık avantajlarını paylaştı.
Cansever, Yapı Kredi olarak 800’e yakın şube, 1300 KOBİ portföy yöneticisi ve geniş ürün yelpazesi ile
turizm sektörüne ve TÜRSAB üyelerine destek verdiklerini söyledi. Ayrıca, kadın girişimci destek
programlarına da dikkat çeken Sander Cansever, elektrikli araçlara geçiş desteği gibi farklı alanlardaki
kredi imkanlarını da paylaştı.
Prof. Dr. Kerem Alkin Ekonomi Turizm İlişkisine Mercek Tuttu
4. TÜRSAB Turizm Kongresi’nde “Ekonomi Turizm İlişkisi” başlıklı bir sunum yapan Ekonomist Prof. Dr.
Kerem Alkin, mevcut konjonktürün dünya ve Türkiye’deki ekonomik gelişmeleri ve turizme yansımalarını
değerlendirdi.
Sunumunda 21. yüzyılı şekillendiren mega trendlere değinen Kerem Alkin sürdürülebilirlik, hiper
dijitalleşme ve mobilitenin küresel ekonomi ve turizmde belirleyici olduğuna dikkat çekti. Bunların yanı
sıra dünyada etkili başka önemli eksenlere de işaret eden Alkin, demografik ve toplumsal dönüşüm
yaşandığını belirterek, “Asya ve Afrika gelişip büyüyor. Yükselen bir Asya ve Afrika orta sınıfı var.
Önümüzdeki dönemde Türkiye olarak Asya ve Afrika’dan yeni müşterileri turizmde çekmemiz
gerekecek. Bu bölgelerdeki 600 milyonluk yeni orta sınıftan Türkiye’ye mutlaka turist getirmemiz
gerekiyor. 21. yüzyılı yalnızca teknoloji değil demografi, jeopolitik ve insan davranışları belirleyecek”
şeklinde konuştu.
Önümüzdeki 8-10 yıl ülkeler için dayanıklı ekonomi olmak ve finansal, doğal ve siyasi şoklara karşı
güçlü olmanın önemine değinen Alkin, dijital, enerji, yeşil ve bilgi dönüşümün önemine dikkat çekerek,
“Güç artık veri, teknoloji ve hızdır” dedi” Turizm ve seyahat sektörünün 2 trilyon dolarlık bir sektör
olduğuna işaret eden Alkin, Türkiye turizminde lüks turizmin payının %25 civarında olduğunu, online ve
lüks seyahatin geliştiğini ve bu alana yönelik çalışmaların artırılması gerektiğini sözlerine ekledi.
MICE Turizmine Verilen Destekleri Ticaret Bakanlığı Uluslararası Hizmet Ticareti Genel Müdür
Yardımcısı Dr. Yusuf Karakaş Anlattı
4. TÜRSAB Turizm Kongresi’nde turizm sektörüne sağladıkları teşviklerle ilgili bir sunum yapan Ticaret
Bakanlığı Uluslararası Hizmet Ticareti Genel Müdür Yardımcısı Dr. Yusuf Karakaş, Bakanlık olarak
kongre turizmini 10 yıl önce destek verilen sektörler içine aldıklarını belirtti. Dünyada her yıl 11 binin
üzerinde kongre ve konferans yapıldığını belirten Karakaş, bu kongrelerin ekonomiye 11,6 milyar dolar
doğrudan katkısı olduğuna dikkat çekerek, “Nicelik ve nitelik olarak iyi bir seviyede olan sektörü daha
yukarı taşımayı hedefliyoruz. Türkiye 122 konferans ve kongre ile dünyada 33’üncü sırada. Daha yukarı
seviyelere ulaşmalıyız” dedi.
Ticaret Bakanlığı olarak birim desteğinden acenta komisyonlarına, reklam tanıtım pazarlama
desteğinden yurt içi ve dışı etkinlik katılım desteğine kadar çok sayıda destek verdiklerini dile getiren Dr.
Yusuf Karakaş, aralarında ABD, Almanya, Hollanda, İspanya, Irak Birleşik Krallık, İtalya gibi hedef
ülkelerin yer aldığı ülkeler söz konusu olduğunda destek oranlarının %20 daha fazla olduğuna işaret
etti. Karakaş, “Klasik devlet bürokrasisi gibi hareket etmiyoruz. Sizler kadar hızlı hareket etmeye
çalışıyoruz. Siz işinizin başında durun, parasını biz ödüyoruz” dedi.
MICE Turizmi Panelinde Türkiye’nin Potansiyeline Vurgu Yapıldı
4’üncü TÜRSAB Turizm Kongresi’nin diğer bir önemli panelinde MICE Turizmi masaya yatırıldı.
Moderatörlüğünü Skal İstanbul Başkanı Mustafa Devrim Yalçın’ın gerçekleştirdiği panelde; SITE Global
Başkanı Hasan Dinç, profesyonel kongre organizatörü Ayşen Tümbay ve İhsan Cem Tunçel konuşmacı
olarak yer aldı.
Oturumda turizmcilerin farkındalık yaratması gerektiğine dikkat çeken Mustafa Devrim Yalçın,
turizmcinin hikâye ve kültür sattığını ifade ederek turizmle ve şehirle ilgili atılan tüm adımların öncelikle
TÜRSAB’a sorulması gerektiğini, doğru adresin TÜRSAB olduğunu ifade etti. Yalçın; “MICE için kriz
yönetimi nasıl olmalı?” “Güvenilirlik ve sürdürülebilirlik konusunda durum nedir?” sorularını Site Global
Başkanı Hasan Dinç’e yöneltti.
Hasan Dinç: “Fiyat Rekabetinden Değer Rekabetine Geçmemiz Gerekiyor”
Hasan Dinç ise sorulara şu yanıtları verdi: “Güvenilirlik ve kriz yönetimi konusunda 25 yıldır
konuşuyoruz. Güvenilirlik tüm destinasyonun meselesidir. Kriz yönetimi ise kriz anında başlamıyor,
orada bitiyor aslında. O nedenle olay olmadan kriz masası kurulmalı ve kimin ne yapacağı çok önceden
belli olmalı. Biz her krizde gayet iyi niyetli olarak baştan başlıyoruz. Bakanlıklar dahil tüm kesimlerin
içinde yer aldığı kriz masası kurulmalı. Son krizde çok kaybımız oldu. 2013 ile bugün arasında çok kriz
yaşadık.”
MICE alanında ürün kalitesi konusuna da değinen Dinç, şöyle devam etti: “Dünyanın en güzel
ülkesinde, dünyanın en güzel işini yapıyoruz. Ama ürün kalitesine bakıldığında sahada her segmentte
kalite düşüyor maalesef. Türkiye’nin yüksek standartları aşağıya çekiliyor. Öte yandan çok pahalı bir
destinasyona dönüştük. Bunlar bizi zorluyor. Fiyat rekabetinden değer rekabetine geçmemiz gerekiyor.
Özel mekanlarımızı koruma altına almalıyız. MICE kalite sertifikasyonu yapılmalı. Negatif havadan
kurtulmalıyız. Dünyanın en güzel ülkesinde en güzel mesleği yapıyoruz. İnatla yapmalıyız.”
Ayşen Tümbay: “Gençleri dikkate almalıyız”
Daha sonra söz alan Ayşen Tümbay, sektördeki insan kaynağı kalitesinde bir azalma olduğunu ifade
ederek, “Benim üniversitemde okuyan turizm öğrencilerinin yüzde 10’u sektörde kalıyor. Gençleri
dikkate almalıyız. Gelecekleriyle ilgili ciddi endişeleri var. Gençlerle diyaloglarımıza çok dikkat etmemiz
lazım” dedi. Sektörün özü gereği dijitalleşmeye mahkum olduğunu dile getiren Tümbay, bununla birlikte
teknolojiyi ve yapay zekayı kullanma konusunda dikkatli olunması gerektiğine işaret etti. Tümbay,
“Bilmediğimiz teknolojileri kullanmak kendimiz için şirketimiz için ülke için tehlikeli. Teknolojiye, yapay
zekaya dikkat etmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.
İhsan Cem Tunçel: “Uluslararası kongreleri almak için sadece cazibe yetmiyor, destek şart”
Profesyonel Kongre Organizatörü İhsan Cem Tunçel de konuşmasında uluslararası kongrelerin ülkeye
kazandırılabilmesi için yapılabilecek çalışmaları ele aldı. Türkiye’nin değerleri açısından inanılmaz
şanslı olduğunu ifade eden Tunçel, ancak kongre alım süreçlerinde bu cazibe unsurlarının artık yeterli
olmadığını vurguladı. Kongre alım süreçlerinde somut destekler sunmak gerektiğini kaydeden Tunçel
sözlerine şöyle devam etti:
“Kongrelerde ülkeler değil, artık şehirler yarışıyor. Türkiye’de destek yok. Ülkelerin ve şehirlerin
uyguladığı destekler var. İtalya KDV’de yüzde 20 KDV muafiyeti sağladı. Birleşik Krallık’ta KDV
muafiyeti mevcut. İspanya’da da var. Doğrudan kongre desteği sunan ülkeler de var. Bu tip destek
programlarını getirdiğinizde destek verenler ön plana çıkıyor. Benzer destekler verilmesi şart. Bugün
destek konusunda Türkiye’nin atacağı bir adımın meyvelerini 3-4 yıl sonra görmeye başlayacağız.
Kongre ve ziyaretçi büroları çok iyi çalışıyor. Özellikle şehirlerimizdeki kongre ve ziyaretçi bürolarını
geliştirmeliyiz. Türkiye’deki kongre bürolar biraz geride kaldı. Şehirlerimizdeki büroları geliştirmeliyiz.”
Belediye Başkanları Turizmin Kalkınmadaki Önemine Vurgu Yaptı
4.TÜRSAB Turizm Kongresi’nin ikinci gününde son oturum “Bölgesel Turizmin Gelişimi, Tanıtım ve
Pazarlamada Yerel Yaklaşımlar” başlığı altında gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü 65’inci T.C. Hükümeti
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı ve Düzce Belediye Başkanı Faruk Özlü’nün yaptığı panelde; 61’inci
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı ve Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Trabzon
Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç ve Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse konuşmacı
olarak yer aldı. Panelde yerel yönetimlerin turizme katkısı ele alındı.
“Belediye başkanları şehirlerin kalkınmasının lokomotifi olan insanlardır. Belediyecilik hizmetleri
başından sonuna insan hayatına dokunan hizmetlerdir. Belediye başkanlarının vizyonu bu noktada
belirleyici oluyor” sözleriyle oturumu açan Moderatör Faruk Özlü, panelist belediye başkanlarına
“Turizm vizyonununuz nedir?” sorusunu yöneltti.
Fatma Şahin: Küresel Bağ Kurmak Rekabette Çok Önemli
Ben Anadolu’yum adlı şiirle sözlerine başlayan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin,
“Gaziantep’te turizm tarım ve ticaret diye 25 yıl önce işe başladık. Kimse inanmadı, Antep’te turizm mi
olur dediler. Biz, siz turizmcileri dinleyerek buralara geldik. Modelimiz birlik ve koordinasyon” diye
konuştu.
“Artık şehir milliyetçiliği bitti. Bölgesel kalkınma önem kazandı” diyen Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Değer verme ve deneyimleme önemli. Kendimizi yenilemezsek yenileceğiz. Artık büyük balık küçük
balığı yutmuyor, hızlı balık hepsini yutuyor. Küresel bağ kurmak rekabette çok önemli.”
Gaziantep’te müzelerin yan unsur değil, çekim unsuru olduğunu söyleyen Fatma Şahin, “26 müzemiz
var. Yeni 5 müze ile yeni bir alan açıyoruz. Müze ve gastronomi Gaziantep’in en güçlü turizm çarpanı.
Müze ve gastronomi tek ürün olarak kurgulanmalı. Coğrafi işaret için şube müdürlüğü kurduk. 109
coğrafi işaretli ürünle Gaziantep ilk sırada. 5 tane de AB coğrafi işaretimiz var. Annemin beni okutmak
için işlediği Antep işinin UNESCO’ya girmesini sağladık” dedi. Gastronomide akademik gelişim için
MUSEM Akademi’yi kurduklarını belirten Şahin, “Şehir mozaik şehri ise her yer mozaik olmalı dedik.
Havaalanının girişinden belediyenin girişine her yeri mozaik ile kapladık. Bilimsel yönetişim modelimiz
var. Gaziantep modeli tekil projelerin toplamı değil bir yönetişim mimarisidir” şeklinde konuştu. Tanıtımla ilgili daha alınması gereken yol olduğuna işaret eden Şahin, “Bunu Firuz Başkanla, TÜRSAB’la
yapacağız. Tanıtım önemli.” açıklamasında bulundu.
Ahmet Metin Genç: Spor, Gastronomi, Sağlık Turizmi Gibi Segmentlerde Gelişim İçin Çalışıyoruz
Trabzon Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ahmet Metin Genç ise turizmin içinde birçok parametreyi
barındıran alan olduğuna dikkat çekti. TÜRSAB’ın Turizm Yüzyılı projesine işaret eden Ahmet Metin
Genç, “Türkiye Yüzyılı’na paralel olarak ‘Turizm Yüzyılı’ başlığı ile hareket edilmesi bir vizyondur. Firuz
Başkanı tebrik etmek istiyorum” değerlendirmesinde bulundu.
Trabzon’un önemli bir turizm girdisine sahip olduğunu dile getiren Genç, “188 ülke vatandaşı geçtiğimiz
yıl Trabzon’a geldi ve 10 gün kaldı. Farklı inanç mozaiklerinin olduğu doğası ve güzellikleri ile öne çıkan
bir şehrimiz var. Ağırlıklı olarak turizmde pazarımız Körfez ülkeleri olduğundan mevcut konjonktürde
yumurtaları aynı kefede tutmayalım dedik. Dolayısıyla hemen yanı başımızda Kafkas ülkelerini ziyaret
ettik. Kazakistan’a, Çin’e açılıyoruz. Çinlilerin Taşkent üzerinden Kapadokya’ya gelmeden önce
Trabzon’a gelmelerini sağlıyoruz” dedi. Trabzon’un turizm olanakları hakkında bilgiler paylaşan Genç,
spor, gastronomi, sağlık turizmi gibi segmentlerde gelişmek için çalışmalar yürüttüklerini kaydetti. Ahmet Metin Genç, TÜRSAB Turizm Kongresi’nin önemine dikkat çekerek, “Seneye TÜRSAB’ın turizm
kongresine Trabzon olarak ev sahipliği yapmaya adayız” şeklinde konuştu.
Elif Köse: Nicelik Değil Niteliği Ön Planda Tutuyoruz
Panelde söz alan Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse de Safranbolu’yu bir turizm kenti olarak her
yönüyle tanıtmayı hedeflediklerini belirtti. Elif Köse konuşmasında şunları kaydetti: “Biz nicelik değil
niteliği ön planda tutuyoruz. Biz daha butik bir yaklaşımla hareket ediyoruz. Yılda yaklaşık 1,5 milyon
ziyaretçi geldiği söyleniyor. Önemli olan bu rakamlar değil. Bizim gibi tarihi küçük kentler kitle turizmini
kaldıracak durumda değil. Bu yüzden butik turizmi hedefliyoruz.”
TÜRSAB Turizm Kongresi’nin ikinci günü, Türkiye’nin bayrak taşıyıcısı milli havayolu şirketi Türk Hava
Yolları organizasyonunda çeşitli ülkelerden gelen seyahat acentaları ve TÜRSAB üyelerini buluşturan
B2B görüşmeleri ile sona erdi.