Üretici kazanmıyor, aracı kazanıyor

Türkiye’de gıda fiyatlarındaki artış, ağustos ayında da hız kesmeden devam etti. Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin (TZOB) hazırladığı ağustos raporu, üretici ile tüketici fiyatları arasındaki uçurumu bir kez daha gözler önüne serdi.

Rapora göre, market raflarındaki 37 temel üründen tam 30’unda fiyat artışı yaşandı. Özellikle tarladan sofraya gelene kadar katlanan fiyat farkları, vatandaşın bütçesini her geçen gün daha fazla zorluyor.

Rapordaki en çarpıcı örneklerden biri havuç oldu. Üreticiden 11 TL’ye çıkan havuç, market raflarında 47,88 TL’ye kadar yükseldi.

Bu da yüzde 335’i aşan bir fiyat farkı anlamına geliyor. Böylece havuç, ağustos ayında fiyat farkı rekorunu elinde bulundurdu.

Tüketiciler, aynı ürünü dört kattan daha yüksek bir fiyatla almak zorunda kalırken, üretici eline geçen payın sınırlı kalmasından şikâyet ediyor.

TZOB’un raporu, sadece havuçta değil, birçok üründe benzer orantısız fiyat farkları olduğunu da ortaya koydu.

Bu tablo, üretici ile tüketici arasındaki zincirdeki maliyetlerin, aracıların ve lojistik giderlerinin ciddi bir yük yarattığını bir kez daha kanıtladı.

Marketlerde Fiyatı Artan Ürünler

Markette 37 temel gıda ürününün incelendiği raporda, 30 üründe fiyat artışı gözlemlendi. Özellikle sebze ve meyve grubunda yükseliş dikkat çekti.

Patlıcan, salatalık, kabak ve domates gibi yaz aylarının temel ürünlerinde dahi fiyat artışının sürmesi, tüketiciyi şaşırttı. Normalde yaz aylarında artan üretimle fiyatların düşmesi beklenirken, bu yıl tam tersi bir tablo yaşandı.

Sadece sebzeler değil; bakliyat, süt ürünleri ve et fiyatlarında da yukarı yönlü hareketler devam etti. Özellikle ayçiçek yağı ve un gibi temel gıda ürünlerinde yaşanan zamlar, ekmek başta olmak üzere birçok ürünün maliyetine doğrudan yansıdı.

Fiyatı Düşen Ürünler Çok Az

Raporda dikkat çeken bir diğer unsur ise fiyatı gerileyen ürünlerin sayısının yok denecek kadar az olması. 37 ürünün sadece 7’sinde az da olsa fiyat düşüşü yaşandı.

Ancak bu düşüşler, tüketicinin bütçesine kayda değer bir rahatlama sağlamaktan çok uzak kaldı. Yani tüketici, markete girdiğinde sepetine koyduğu ürünlerin büyük bölümünü zamlı fiyatlardan almak zorunda kaldı.

Üretici–Tüketici Arasındaki Makas Açılıyor

Üretici ile tüketici fiyatları arasındaki farkın her geçen gün büyümesi, tarım sektöründeki yapısal sorunları yeniden gündeme taşıdı.

Çiftçi tarlasından ürününü düşük fiyata satarken, tüketici aynı ürünü market rafında kat kat fazlasına almak zorunda kalıyor.

Bu tablo, üreticinin emeğinin karşılığını tam anlamıyla alamadığını, tüketicinin ise fahiş fiyat yükünü taşımak zorunda kaldığını açıkça ortaya koyuyor.

Ziraat Odaları Birliği yetkilileri, bu sorunun çözümü için aracıların azaltılması, lojistik süreçlerin iyileştirilmesi ve doğrudan üreticiden tüketiciye satış kanallarının geliştirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Gıda Enflasyonu Vatandaşın Sofrasını Zorluyor

Artan gıda fiyatları, dar ve orta gelirli vatandaşın bütçesini her geçen gün daha fazla zorluyor. Özellikle dar gelirli aileler için aylık mutfak harcamaları ciddi ölçüde artmış durumda. Asgari ücretli ya da sabit gelirli bir ailenin maaşının büyük kısmı gıdaya gitmeye başladı.

Ekonomistler, gıda enflasyonunun bu kadar yüksek olmasının, genel enflasyonu da doğrudan tetiklediğini belirtiyor.

Çünkü gıda, en temel harcama kalemlerinden biri. Dolayısıyla mutfaktaki yangın, hem hane halkı bütçesini hem de ülke genelindeki enflasyon rakamlarını olumsuz etkiliyor.

Neden Düşmüyor?

Uzmanlara göre gıda fiyatlarının düşmemesinin birkaç temel nedeni var: Üretim maliyetleri: Gübre, mazot, elektrik ve sulama maliyetlerindeki artış, çiftçinin ürününü daha yüksek maliyetle üretmesine yol açıyor.

Aracı sayısının fazlalığı: Ürün, üreticiden tüketiciye ulaşana kadar birçok el değiştiriyor ve her aşamada fiyat artıyor.

Depolama ve nakliye sorunları: Yetersiz soğuk hava depoları ve yüksek nakliye ücretleri, ürünlerin maliyetini yükseltiyor.

İklim koşulları: Kuraklık, sel ve aşırı sıcak gibi doğal faktörler, tarımsal üretimi olumsuz etkiliyor. Kur dalgalanmaları: Dövizdeki hareketlilik, ithal girdilerin maliyetini artırıyor. Tüm bu unsurlar birleştiğinde, gıda fiyatlarının kısa vadede düşmesi pek mümkün görünmüyor.

Çözüm Önerileri

TZOB ve tarım uzmanları, bu kısır döngünün kırılması için çeşitli önerilerde bulunuyor: Üretim maliyetlerinin düşürülmesi için çiftçilere mazot, gübre ve elektrik desteğinin artırılması.

Kooperatifleşmenin teşvik edilmesi, üreticinin doğrudan tüketiciye ulaşmasının sağlanması. Hal yasasının güncellenmesi ve aracılık sisteminin yeniden düzenlenmesi.

Tarımda teknoloji kullanımı ve modern sulama sistemleriyle verimliliğin artırılması. Depolama ve lojistik altyapısının güçlendirilmesi, böylece ürünlerin fire oranının azaltılması.

Bu adımların atılması durumunda hem üreticinin kazancı artacak hem de tüketici daha uygun fiyatlarla gıdaya ulaşabilecek.

Vatandaşın Tepkisi

Markete giden vatandaş, fiyat etiketlerindeki artış karşısında tepkisini gizleyemiyor. Sosyal medyada da sık sık “alışveriş fişleri” paylaşılmaya başlanmış durumda. 2–3 poşet dolusu gıda için ödenen yüksek rakamlar, geniş kesimlerin tepkisine yol açıyor.

Artık birçok aile, haftalık sebze–meyve alışverişinde bile ciddi bir bütçe ayırmak zorunda kalıyor. Bazı vatandaşlar, fiyatların bu seviyede devam etmesi halinde artık meyve–sebze tüketimini azaltmak zorunda kalacaklarını belirtiyor. Bu durum, sağlıklı beslenme açısından da ciddi riskler taşıyor.

Türkiye’de gıda enflasyonu, ağustos ayında da yüksek seyrini korudu. 37 temel gıda ürününden 30’unda fiyat artışı yaşanması, sorunun boyutunu ortaya koyuyor.

Üretici ile tüketici fiyatları arasındaki uçurum, tarım sektöründe yapısal reformların aciliyetini gözler önüne seriyor.

Havuçta yüzde 335’i aşan fiyat farkı, sadece bir örnek. Bunun gibi onlarca ürün, aynı sorunla karşı karşıya. Çiftçinin emeği yeterince değer bulmazken, tüketici de yüksek fiyatların yükünü taşımak zorunda kalıyor.

Gıda enflasyonunun kontrol altına alınabilmesi için üretim maliyetlerinin düşürülmesi, aracılık sisteminin düzenlenmesi ve tarımsal üretimin desteklenmesi büyük önem taşıyor. Aksi halde mutfaktaki yangın büyüyerek devam edecek gibi görünüyor.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, ağustos ayına ilişkin tarımsal üretim ve fiyat analizini kamuoyu ile paylaştı.

Raporda ortaya konan veriler, tarım sektörünün uzun süredir karşı karşıya olduğu yapısal sorunları yeniden gündeme taşıdı.

Özellikle üretici ile tüketici arasındaki fiyat uçurumunun her geçen ay daha da derinleştiği görülürken, bu durum hem çiftçinin üretim yapma kapasitesini hem de tüketicinin alım gücünü olumsuz etkiliyor.

Havuçta Rekor Fiyat Farkı

Raporda öne çıkan en çarpıcı örnek havuç oldu. Ağustos ayında üreticiden 11 TL’ye çıkan havuç, market raflarında ortalama 47,88 TL’den satıldı.

Bu tablo, tarladan sofraya uzanan süreçte yüzde 335,3’lük olağanüstü bir fiyat farkı olduğunu ortaya koydu.

Bu durum yalnızca havuçla sınırlı kalmadı; pek çok üründe benzer fiyat makasları gözlemlendi. Ancak havuç, son dönemin rekorunu kırarak dikkatleri üzerine topladı.

Uzmanlara göre, bu kadar yüksek bir fiyat farkı hem lojistik süreçlerdeki maliyetler hem de aracıların paylarının artmasıyla doğrudan bağlantılı.

Öte yandan, tarımda örgütlenme eksikliği ve planlamasız üretim de fiyatları yukarıya çeken unsurlar arasında yer alıyor.

Market Raflarında 37 Üründen 30’unda Artış

TZOB verilerine göre ağustos ayında marketlerdeki fiyat hareketliliği oldukça belirgindi. Toplam 37 temel tarım ürününden 30’unun fiyatı bir önceki aya kıyasla artarken, sadece 6 üründe düşüş yaşandı.

1 ürünün fiyatı ise sabit kaldı. Tüketici açısından en yüksek fiyat artışı yüzde 56 ile yeşil fasulyede kaydedildi.

Özellikle mevsimsel geçiş döneminde tarladaki arzın azalması bu artışın en temel nedeni olarak gösterildi. Buna karşılık, fiyatı en çok gerileyen ürün yüzde 9’luk düşüşle kuru soğan oldu.

Bu tablo, tüketicinin ağustos ayında mutfak harcamalarının önemli ölçüde arttığını net bir şekilde gözler önüne serdi.

Üretici Fiyatlarında Dalgalı Seyir

Üretici cephesinde ise tablo daha farklı ve dalgalı oldu. İncelenen 29 temel üründen 19’unda fiyat artışı görülürken, 10 üründe düşüş yaşandı.

Özellikle sezon sonuna girilmesi nedeniyle bazı ürünlerde arz daralması gözlendi. Bunun en belirgin örneği yine yeşil fasulye oldu.

Üretici fiyatlarında yüzde 152,9’luk rekor artışla dikkat çeken bu ürün, hem çiftçinin hem de tüketicinin cebini etkiledi.

Öte yandan, üretici fiyatı en fazla düşen ürün ise limon oldu. Yüzde 44,6’lık gerileme ile limonda adeta tersine bir hareket yaşandı.

Bu durum, üretim fazlası ve depolama imkanlarının yetersizliğinin fiyatlarda ciddi dalgalanmalara neden olduğunu bir kez daha gösterdi.

Tarladan Sofraya Ulaşana Kadar Katlanan Fiyatlar

Ağustos raporunun en çarpıcı bölümlerinden biri üretici ile market fiyatları arasındaki makasın genişliği oldu. Havuç zirvede yer alırken, onu diğer ürünler izledi: Kabak: Yüzde 299,9 Limon: Yüzde 293,7 Patlıcan: Yüzde 270,5 Sivri biber: Yüzde 222,8 Bu rakamlar, ürünlerin tarladan tüketicinin sofrasına gelene kadar fiyatlarının 2 ila 4 katına çıktığını ortaya koyuyor. Söz konusu farkın bu denli yüksek olması, tüketici nezdinde ciddi bir mağduriyet yaratırken, üretici açısından da kazançlı bir tablo ortaya koymuyor.

Çünkü üretici, artan girdi maliyetleri ve düşük alım fiyatları nedeniyle üretimden beklediği geliri elde edemiyor.

Çiftçiyi Zorlayan Girdi Maliyetleri

TZOB Başkanı Şemsi Bayraktar, raporda yalnızca ürün fiyatlarını değil, üreticiyi doğrudan etkileyen girdi maliyetlerini de gündeme taşıdı.

Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından en kritik unsurlardan biri olan girdi fiyatlarındaki artış, çiftçilerin üretim yapma gücünü ciddi şekilde kısıtlıyor.

Son bir yıllık dönemde; Üre gübresinin fiyatı yüzde 85,3, DAP gübresinin fiyatı yüzde 56,9, Süt yeminde yüzde 31,8, Besi yeminde yüzde 34,5 artış yaşandı.

Mazot fiyatlarında ağustos ayında aylık bazda yüzde 2,7’lik sınırlı bir düşüş görülse de yıllık artış yüzde 21,8 olarak kaydedildi. Bu tablo, çiftçinin maliyet yükünü hafifletmekten çok uzak bir görünüm sergiliyor.

Fiyat Dalgalanmalarının Nedenleri

Bayraktar, tarım ürünlerindeki fiyat dalgalanmalarının temel nedenlerini de raporda detaylandırdı. Soğan, patates ve maydanoz gibi ürünlerde yaşanan düşüşler, üretim fazlası ve arz-talep dengesizliklerinden kaynaklandı.

Buna karşılık, yeşil fasulye, salatalık, patlıcan ve kabak gibi ürünlerdeki artışların nedeni ise sezon sonuna gelinmesiyle birlikte tarlada arzın azalması oldu.

Bir diğer etken ise tarımda planlama eksikliği. Türkiye’de tarım üretimi büyük oranda doğal koşullara ve piyasanın anlık talebine göre şekilleniyor.

Stratejik planlamanın yetersizliği, bir yıl ürün bolluğu yaşanmasına, ertesi yıl ise arz açığına yol açarak fiyatlarda istikrarsızlığa neden oluyor.

Hem Çiftçi Hem Tüketici Zorda

Ortaya çıkan bu tablo, aslında iki tarafı da olumsuz etkiliyor. Tüketici tarafında artan gıda fiyatları, hane bütçesini zorlayarak alım gücünü düşürüyor.

Çiftçi tarafında ise artan girdi maliyetleri, üretimden elde edilen gelir ile maliyetler arasındaki farkı kapatamıyor. Bu durum, birçok çiftçinin üretimden vazgeçmesine ya da ekim alanlarını daraltmasına yol açabiliyor.

Uzmanlara göre bu kısır döngüden çıkışın yolu, üretici ile tüketici arasındaki zincirin kısaltılması, üretici örgütlerinin güçlendirilmesi, girdi maliyetlerinin kontrol altına alınması ve tarımsal üretimde planlamanın güçlendirilmesinden geçiyor.

Çarpık Fiyat Döngüsü Sürerse Tehlike Büyük

TZOB’un ağustos raporu, tarımda fiyat istikrarsızlığının sadece kısa vadeli bir sorun olmadığını, uzun vadede hem üretim hem de tüketim dengelerini tehdit eden bir yapıya dönüştüğünü gösteriyor.

Havuç örneğinde olduğu gibi üretici ile market arasındaki uçurumun yüzlerce oranla ifade edilmesi, mevcut sistemin sürdürülebilir olmadığını kanıtlıyor.

Eğer tarımda planlı üretim, güçlü kooperatifçilik, girdi maliyetlerinin kontrolü ve etkin piyasa denetimi gibi yapısal adımlar atılmazsa, hem çiftçi üretimden çekilecek hem de tüketici temel gıda ürünlerine ulaşmakta zorlanacak. Bu da uzun vadede gıda güvenliği ve arz güvenliği açısından ciddi riskler yaratabilir.

Sosyetede sır ölüm! İş adamı Halit Yukay'ın ölümünde 'mangal' skandalı! Amansız hastalığa yakalanan iş kadınından acı haber! İş adamı Hulusi Çil hayatını kaybetti Acun geldi, Türk kadın müşteriler kovuldu İş adamından acı haber! Feci şekilde hayatını kaybetti