Türk mühendisliği Avrupa savaş konseptlerine entegre ediliyor
Türkiye savunma sanayisinin öncü kuruluşlarından biri olan STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret AŞ, geliştirdiği milli vurucu insansız hava aracı (İHA) sistemleriyle uluslararası alandaki etkinliğini artırmaya devam ediyor.
Şirketin özgün mühendislik çalışmalarıyla ortaya çıkan KARGU ve ALPAGU sistemleri, NATO ve Avrupa Birliği üyesi bir ülkeyi kapsayan entegre otonom sistemler projesi doğrultusunda Avrupa pazarına taşınmaya hazırlanıyor.
Bu gelişme, Türk savunma sanayisinin yalnızca ürün bazlı değil, sistem ve çözüm odaklı yaklaşımının da önemli bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
STM tarafından yapılan açıklamada, şirketin savunma teknolojilerindeki yaklaşımının sadece bir platformun ihracatına indirgenmediği özellikle vurgulandı.
STM, geliştirdiği sistemleri; entegrasyon, yazılım geliştirme ve uzun vadeli iş birliği modelleriyle birlikte sunarak uluslararası kullanıcıların ihtiyaçlarına bütüncül çözümler üretmeyi hedefliyor.
Bu anlayış, klasik tedarikçi–müşteri ilişkisinin ötesine geçilerek, karşılıklı bilgi paylaşımına ve ortak çalışma kültürüne dayalı bir iş modelini ön plana çıkarıyor.
KARGU ve ALPAGU, STM’nin otonom sistemler alanındaki mühendislik kabiliyetinin somut çıktıları arasında yer alıyor.
Bu sistemler, modern harp ortamında artan asimetrik tehditlere karşı etkin çözümler sunmak amacıyla geliştirilmiş milli platformlar olarak öne çıkıyor.
Proje kapsamında bu sistemlerin, ilgili ülkenin mevcut savunma altyapısına entegre edilmesi ve farklı operasyonel senaryolara uyumlu hale getirilmesi hedefleniyor. Böylece sadece bir ürün teslimi değil, kapsamlı bir sistem entegrasyonu süreci yürütülmesi planlanıyor.
Avrupa pazarına yönelik bu açılım, STM’nin uluslararası savunma ekosistemindeki konumunu güçlendirme hedefinin bir parçası olarak görülüyor.
NATO ve Avrupa Birliği standartlarıyla uyumlu projelerde yer almak, şirketin mühendislik, yazılım ve kalite süreçlerindeki yetkinliğini ortaya koyarken, aynı zamanda Türk savunma sanayisinin küresel ölçekte güvenilir bir iş ortağı olarak algılanmasına katkı sağlıyor.
Bu tür projeler, farklı ülkelerin savunma ihtiyaçlarına esnek ve uyarlanabilir çözümler sunabilmenin önemini de gözler önüne seriyor.
STM’nin açıklamalarında dikkat çeken bir diğer husus ise, otonom sistemler alanında kazanılan bilgi birikiminin sadece mevcut projelerle sınırlı kalmayacağı yönündeki vurgu oldu.
Şirket, bu tür uluslararası iş birlikleri sayesinde hem teknolojik yetkinliklerini geliştirmeyi hem de farklı kullanıcı gereksinimlerini yakından tanıyarak gelecekteki ürün ve sistem tasarımlarına yön vermeyi amaçlıyor. Bu yaklaşım, sürdürülebilir bir Ar-Ge ekosisteminin oluşturulmasına da katkı sağlıyor.
Entegre otonom sistemler projesi çerçevesinde yürütülecek çalışmaların, yazılım mimarileri ve komuta-kontrol süreçleri başta olmak üzere birçok farklı alanı kapsaması öngörülüyor.
STM, sahip olduğu yazılım ve sistem mühendisliği tecrübesini, proje ortağı ülkenin ihtiyaçları doğrultusunda özelleştirerek sunmayı planlıyor.
Böylece ortaya çıkacak çözümün, sadece bugünün gereksinimlerini değil, gelecekte ortaya çıkabilecek operasyonel ihtiyaçları da karşılayabilecek esneklikte olması hedefleniyor.
Şirketin benimsediği ortak çalışma modeli, karşılıklı teknik etkileşim ve bilgi paylaşımını temel alıyor. Bu model sayesinde hem STM’nin hem de proje ortağının mühendislik ekiplerinin birlikte çalışması, tecrübe aktarımı yapılması ve uzun vadeli bir iş birliği zemini oluşturulması amaçlanıyor.
Bu durum, savunma projelerinde giderek daha fazla önem kazanan birlikte geliştirme ve birlikte işletme anlayışının somut bir örneği olarak öne çıkıyor.
KARGU ve ALPAGU’nun Avrupa pazarına taşınması, aynı zamanda Türkiye’nin savunma sanayisinde geldiği noktanın da bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Yerli ve milli imkânlarla geliştirilen sistemlerin, uluslararası projelerde tercih edilir hale gelmesi; mühendislik kalitesi, operasyonel güvenilirlik ve sürdürülebilir destek kabiliyeti gibi unsurların birlikte sağlanabildiğini gösteriyor.
Bu durum, Türk savunma sanayisi firmalarının küresel pazarlarda daha görünür ve etkin olmasının önünü açıyor.
STM, önümüzdeki dönemde de benzer nitelikteki projelerle uluslararası alandaki varlığını artırmayı hedefliyor.
Şirketin stratejisinde, sadece belirli bir coğrafyaya odaklanmak yerine, farklı bölgelerdeki kullanıcıların ihtiyaçlarını anlayarak onlara özel çözümler geliştirmek önemli bir yer tutuyor.
Bu doğrultuda entegrasyon, yazılım ve sistem mühendisliği kabiliyetlerinin sürekli olarak geliştirilmesi planlanıyor.
KARGU ve ALPAGU sistemlerinin NATO ve Avrupa Birliği üyesi bir ülkeye yönelik entegre otonom sistemler projesi kapsamında Avrupa pazarına sunulması, STM açısından stratejik bir adım niteliği taşıyor.
Bu gelişme, şirketin ürün odaklı bir yaklaşımdan ziyade, kapsamlı ve sürdürülebilir savunma çözümleri sunma vizyonunu ortaya koyarken; Türk savunma sanayisinin uluslararası arenadaki rekabet gücünü de pekiştiriyor.
Bu tür projelerin, önümüzdeki dönemde yeni iş birliklerine ve teknolojik atılımlara zemin hazırlaması bekleniyor.
Türk savunma sanayisinin son yıllarda geliştirdiği ve sahadaki etkinliğiyle öne çıkan döner kanatlı vurucu İHA KARGU ile sabit kanatlı vurucu İHA ALPAGU, Avrupa pazarına yönelik önemli bir başarıya imza attı. Türk güvenlik güçlerinin envanterinde aktif olarak kullanılan bu iki sistem için, Avrupa’da yer alan bir ülkeyle ilk ihracat sözleşmesi resmen imzalandı.
İmzalanan sözleşme kapsamında yalnızca platform teslimatıyla sınırlı kalınmayacak; KARGU ve ALPAGU sistemleri, alıcı ülkenin operasyonel ihtiyaçları, askeri doktrini ve saha kullanım konseptleri dikkate alınarak kara araçlarına entegre edilecek.
Bu süreçte STM, hem donanımsal entegrasyonu hem de savaş yönetim sistemi yazılım uyarlamalarını, ilgili ülkenin mevcut altyapısıyla tam uyumlu olacak şekilde gerçekleştirecek.
Entegrasyon ve Yazılım Kabiliyeti Öne Çıkıyor
Proje, yalnızca bir İHA ihracatı olarak değil, aynı zamanda yüksek katma değerli bir entegrasyon ve yazılım ihracatı niteliği taşıyor.
KARGU ve ALPAGU’nun zırhlı kara araçlarıyla birlikte çalışabilecek şekilde yapılandırılması, STM’nin sistem mühendisliği ve yazılım geliştirme alanındaki yetkinliğini de ortaya koyuyor.
İlgili ülkenin kullandığı mevcut platformlar ve komuta-kontrol yapılarıyla uyum sağlanması, projenin en kritik aşamalarından biri olarak değerlendiriliyor.
4 Kıta, 15 Ülke
STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz, söz konusu ihracata ilişkin yaptığı değerlendirmede, taktik İHA ailesinin sahadaki başarısının uluslararası pazarda ciddi bir talep oluşturduğunu vurguladı.
KARGU ve ALPAGU’nun NATO ve Avrupa Birliği üyesi bir ülkeye ihraç edilmesinin, STM’nin mühendislik, yazılım ve entegrasyon kabiliyetlerine duyulan güvenin açık bir göstergesi olduğunu ifade eden Güleryüz, şu açıklamalarda bulundu:
“KARGU ve ALPAGU sistemlerinin NATO ve AB üyesi bir ülkenin envanterine girmesi, uzun yıllara dayanan mühendislik birikimimizin ve geliştirdiğimiz çözümlerin uluslararası alanda kabul gördüğünü göstermektedir. Bugün itibarıyla İHA sistemlerimizi dört farklı kıtada, toplam 15 ülkede kullanıcılarla buluşturmuş olmaktan büyük bir gurur duyuyoruz.”
Güleryüz, projede platform entegrasyonunun yanı sıra yazılım tarafının da önemli bir yer tuttuğunu belirterek, “Bu çalışma yalnızca bir ürün teslimi değil; aynı zamanda ilgili ülkenin mevcut sistemleri, platformları ve operasyonel konseptleriyle uyumlu olacak şekilde yürütülen kapsamlı entegrasyon faaliyetlerini de içermektedir. Bu yönüyle projemiz, yüksek katma değerli bir savunma sanayii ihracatı örneğidir” ifadelerini kullandı.
Ayrıca bu iş birliğinin, STM’nin otonom sistemlerinin Avrupa ülkelerinde gelecekte daha geniş çaplı kullanımının önünü açacak önemli bir referans oluşturmasının beklendiğini belirten Güleryüz, projenin başarıyla tamamlanmasının ardından ilgili ülkede daha fazla kara aracına STM’nin otonom ürün ailesinin entegre edilmesinin hedeflendiğini dile getirdi.
KARGU: Döner Kanatlı, Sürü Kabiliyetli Vurucu İHA
Kamuoyunda sıklıkla “kamikaze İHA” olarak anılan KARGU, gelişmiş teknolojik özellikleriyle dikkat çekiyor.
Döner kanatlı yapısı sayesinde dikey kalkış ve iniş yapabilen sistem, sahip olduğu elektro-optik ve kızılötesi kameralar sayesinde gece ve gündüz koşullarında etkin görev icra edebiliyor.
30 dakikayı aşan havada kalış süresine ve yaklaşık 10 kilometre operasyonel menzile sahip olan KARGU, tekil kullanımın yanı sıra sürü halinde de görev yapabiliyor.
Bu özellik, özellikle asimetrik tehditlere karşı ve karmaşık operasyon ortamlarında önemli bir avantaj sağlıyor.
KARGU’nun öne çıkan bir diğer özelliği ise STM tarafından geliştirilen yerli yazılımlar sayesinde elektronik harp ortamlarından etkilenmeden görev yapabilmesi.
Sistem, GNSS sinyallerine bağımlı olmadan görev icra edebiliyor; bu da yoğun karıştırma ve elektronik taarruzun bulunduğu sahalarda operasyonel sürekliliği mümkün kılıyor.
ALPAGU: Sabit Kanatlı, Yüksek Hızlı Vurucu Sistem
Sabit kanatlı vurucu İHA ALPAGU ise hafif yapısı, yüksek dalış hızı ve düşük radar iziyle ön plana çıkıyor. Farklı platformlara entegre edilebilme kabiliyeti sayesinde geniş bir kullanım alanına sahip olan ALPAGU, özellikle terörle mücadele operasyonları, sınır ötesi harekâtlar ve meskûn mahal çatışmalarında etkin şekilde görev yapabiliyor.
Yaklaşık 8 kilometrelik menzile sahip olan sistem, elektro-optik ve kızılötesi kamera donanımı sayesinde hem gündüz hem de gece şartlarında hedef tespiti ve angajman görevlerini başarıyla yerine getirebiliyor.
Hızlı reaksiyon süresi ve hassas vuruş kabiliyeti, ALPAGU’yu taktik seviyede önemli bir güç çarpanı haline getiriyor.
Operatör Kontrolünde Görev İcrası
Hem KARGU hem de ALPAGU sistemleri, hedef tespiti ve imha sürecini “Man-in-the-Loop” prensibi çerçevesinde gerçekleştiriyor.
Bu yaklaşım sayesinde tüm kritik kararlar operatör kontrolünde alınıyor; böylece sistemlerin kullanımında insan denetimi korunurken operasyonel güvenlik de üst seviyede tutuluyor.
İmzalanan bu ihracat sözleşmesi, Türk savunma sanayisinin otonom sistemler alanındaki yetkinliğini bir kez daha ortaya koyarken, STM’nin Avrupa pazarındaki varlığını güçlendirecek stratejik bir adım olarak değerlendiriliyor.